♥Çiceklerin Dili♥
Beyaz Gül(masumiyet): Her nedense rengi beyaz olan
herşeyin masum olduğuna dair yaygın bir inanış vardır. Örneğin beyaz
gelinlik, o da masumiyeti, saflığı, bekareti simgeler. Halbuki kaç
tane hatun kişi, bekaretine 17 yaşında veda etmiş olmasına rağmen, 37
yaşında beyaz gelinlik giymekte hiçbir sakınca görmez. Bu nedenle
beyaz gül hadisesine temkinli yaklaşmakta yarar vardır. Bu gül hiç de
masum olmayabilir; belki 10 tane çiçekle kırıştırmıştır, belki 150
tane arıyla cilveleşmiştir, nereden bileceğiz. Ancak, kriminal bir
vakaya karışmadığı manasında bu tez desteklenebilir ve bence beyazlığı
böyle anlamak yerinde olur.
Bir erkek bir kadına beyaz gül verdiğinde şöyle demek ister: Ben
masumum, sen masumsun, onlar masum; hepimiz masumuz!..
Bir kadın erkeğe gül vermişse tek bir anlamı vardır: Ben masumum!
Bir de mesken masuniyeti vardir ki, konut dokunulmazlığı anlamına
gelir ve konumuzla zerre kadar ilgisi yoktur. Varsa bile şimdi hiç
uğraşamayacağım billahi.
Kırmızı Gül(aşk): Kırmızı güle aşk anlamının
yüklenmesi tamamen 'ya benimsin ya toprağın' zihniyetinin bir
ürünüdür. Sevgilisine kırmızı gül veren aşık şöyle der adeta: "Eğer
bana evet demezsen, seni öyle bir keserim ki, vücundan işte, tıpkı bu
güllerin renginde kanlar akar. Billur kan, akar akar akar..." Böyle
bir çiçek alan kadın kişi, çok iyi düşünmelidir. Karşısında gerçekten
iflah olmaz bir aşık vardır ve bıçağın sokulduğu yerden akan kan ile,
ilk gece akacak olan malum kan arasında bir tercih yapmalıdır.
Eğer bir kadın erkeğe kırmızı gül vermişse şu anlama gelir: Sana
aşığım, ama buna kocam ne der hiç bilmiyorum!
Pembe Gül(gönlüm sende): Değerli okur, bu gül bir tür
'elim sende' anlamını taşır. Çünkü, bu gülü vermekle erkek ya da
kadın, verdiği şahsı gönlüyle ebelemiştir. Bu tür ebeleme çabaları
bazen gebelikle sonuçlanır ki, bu da zaten istenen bir sonuçtur. Eğer,
bu renk gülü alan kişinin medeni durumu verilen gönlü almaya müsait
değilse, 'silahım belimde' anlamına gelen bir kaktüsle karşılık
vermesi mümkündür.
Sarı Gül(sıcak sevgi): Genellikle erkeklerin
bayanlara vermeyi tercih ettiği bir gül türüdür ki, 'seni uzaktan
sevmek aşkların en güzeli' ilkesine zıt bir ideoloji içerir. Türkçe
meali şudur: Ben öyle uzaktan sevemem. Şöyle mıncık mıncık,
sarmaş-dolaş, öpüş-kokuş, ısçak-ısçak severim. Ne olur, cinsel olanı
dahil tüm temas isteklerime yanıt ver!..
Kadının erkeğe verdiği sarı bir gül, 'dokun ama taciz etme' anlamına
gelir.
Pembe Karanfil(içtenlik): Erkeğin kadına verdiği
pembe karanfil 'sana bağrımı, kalbimi, günah defterimi ve cüzdanımı
açmaya hazırım' anlamına gelirken; kadının erkeğe verdiği pembe
karanfil ise yalnızca 'çenemi açmaya hazırım' anlamına gelir. Pembe
rengi hoş çağrışımlar yapsa da, bu renk bir karanfil erkeği hemencecik
de 'eşcinsel' diye suçlamamak yerinde ve terbiyeli bir davranış olur.
Ancak, yerinde duramayan ve terbiyesiz bir insansanız 'heh heh keh'
diye gülümsemekle yetinseniz hiç fena olmaz.
Sarı Karanfil(hüzün): Değerli okurlar, hüznümüzün
ifade etmek istediğimiz zaman bu çiçekleri tercih ederiz. Bu çiçekleri
muhatabımıza verdiğimiz zaman, doğal olarak sizin hüzünlü olduğunuzu
anlaması gerekir. Ancak, çiçeklerin dili diye bir şeyden haberi yoksa
muhtemelen 'aa kırmızı menekşelere bak ne hoş' cümlesini de
sarfedebilir.
Erkeğin kadına verdiği bu renk bir karanfil şu anlama gelir: "Esasen
ağlamaklığım söz konusu, ama erkekliğe mok sürmemek için sembolik bir
anlatımı yeğliyorum." Kadının erkeğe verdiği sarı karanfiller ise gene
yukarıda izah ettiğimiz gibi hüzünlü olduğunu gösterir, ancak bir
farkla ki; kadın çiçekleri verir vermez zırıl zırıl ağlamaya başlar.
Orkide(mağrur, gururlu): Değerli okurlar bu çiçek
veren açısından da, alan açısından da gururu ifade eder. Hatta
verilen(orkide) açısından da gururu temsil eder. Orkide açısından
durum şudur: Madem ki bu kadar para ediyorum, madem ki TL'den bile
kıymetliyim o halde gururluyum. Gururluyum öyleyse varım!
Erkek bir kadına orkide verdiğinde şöyle düşündüğünü rahatlıkla
söyleyebiliriz: Bir holdingte üst düzey yöneticiyim; garajda otom,
sahilde yatım var. söyleyiniz hanımefendi Allah aşkına gururlu olmakta
haksız mıyım?.. Mamafih gururum size aşık olmama engel değil. Ama
aşkımı reddederseniz bu orkideleri başka bir kadına vermekte tereddüt
etmem; bana kadın mı yok!
Bir kadın erkeğe orkide veriyorsa eğer, mutlaka şu cümleleri sarfeder:
Ay pardon yanlışlık oldu, ben bu çiçekleri anneme verecektim!..
Gördüğünüz gibi, gururu gerçekleri söylemeye engeldir.
Ağlayan Gelin(isyan): Erkeğin vermediği, kullanmadığı
bir çiçek türüdür ve şahsen ben adını ilk kez duyuyorum. Parantez
içinde de gördüğünüz üzere isyanı temsil eder. Tahmin edeceğiniz üzere
yeni evlenen kadın(gelin), evlendiğinin daha birinci günü dolmadan,
yanlış bir insanla evlendiğinin farkına varır ve bu duruma isyan eder.
Ne var ki, bu duygularını bir günlük kocasına ve kendi ailesine izah
etmesi mümkün değildir. Bu yüzden sembolik bir anlamı olan bu
çiçeklerden 3 ton kadar alır ve önüne gelen herkese verir. Bu
çiçeklerden alan erkek kimseler içlerinden şöyle derler: Bu evlilik bu
isyana dayanamaz, kesin yakında boşanırlar. Ben şimdiden kadına
yakınlık göstereyim de, dul kaldığı zaman belki bir olayımız olur!..
Görüldüğü üzere ağlayan gelinin durumu yürekler acısıdır.
Menekşe(alçak gönüllü): Menekşe gözlü kadınlar(Elizabeth
Taylor'un kulakları çınlasın) olmasa bile bu ismi taşıyan çiçekler
alçak gönüllülüğün sembolüdürler. Menekşe üretimi ile alçak gönüllü
insan sayısı arasında ters bir orantı vardır. Alçak gönüllü insan
sayısı azaldıkça menekşe üretimi artar ve insanlar sözüm ona alçak
gönüllüymüşlercesine önlerine gelene bu çiçekten vererek, herkesi
menekşe manyağı yapmaya çalışırlar.
Örneğin işe yeni başlayan bir eleman, kadınsa erkek ve erkekse de
kadın patronuna her gün menekye taşır. Bu şu anlama gelir: Ben haddimi
bilirim, size layık biri değilim, yani sizde gözüm yok. Ayriyetten az
bir maaşa çalışırım, izne ayrılmam, mesaiye kalırım, eşek gibi
çalışırım.
Oysaki, daha menekşeler solmadan patronunu hafiften süzmeye ve zırt
pırt zam istemeye başlarlar. Demem o ki, samimiyeti ifade eden pembe
karanfillerle birlikte verilmedikleri takdirde bir kıymet-i
harbiyeleri yoktur.
Son olarak tek olarak verilen menekşe alçaklığı temsil ederken, buket
olarak verilenleri gönüllü olmayı imgeler.
Gerbera(iyimser): Son yıllarda çok az alıcısı bulunan
bir çiçek türüdür ki, en çok da gayrı safi milli hasılası yüksek
ülkelerde rağbet görür. Ülkemizde en çok tüketildiği ve armağan
edildiği yer Nimet Abla Milli Piyango gişesidir.
Erkek ya da kadın, loto ya da piyango kendilerine çıkabilir
iyimserliği içerisinde mütemadiyen gişeye Gerbera taşırlar. Bu
davranışa bir anlam veremieyen bayi ise, her defasında Bakırköy Ruh ve
Sinir Hastalıkları Hastanesi Acil Servisi'ni arayarak yardım talebinde
bulunur. Enteresandır ki, bu zamana kadar hiç boşu olmamıştır. Şikayet
ettiği her Gerbera müptelası ilgili kliniğe yatırılmıştır.
Kırmızı Krizantem(sessiz istek): Hayli alımlı olan bu
çiçek, ekseriyetle okullarda ve devlet dairelerinde rağbet görür.
Örneğin bu çiçeği öğrenci öğretmenine vermişse şu anlama gelir: Hocam
gözünün yağını yiyim, beni sınıfta bırakma!.. Öğretmen çiçeğin üzerine
tebeşir tozu serpip doğruca çöpe atarsa hiç umut yok demektir ki, bu
da sessiz isteğin redi anlamına gelir.
Bir vatandaş bu çiçeği herhangi bir devlet dairesindeki müdür, şef ya
da amire verirse tek bir anlama gelir: Ah ne olur şu benim evrakımı
bir imzalasan, ben sana daha ne çiçekler getririm. Eğer görevli,
çiçeği almayıp da çiçeğin yeşil sapına işaret ediyorsa, bu onun
krizantem değil dolar istediğine dair güçlü bir emaredir.
Sevgilisinden böyle bir çiçek alan kadın, çiçeği aldığı takdirde hangi
isteğin sessizce dile getirildiğini iyi bir şekilde hesaplamak
zorundadır. Aksi takdirde bir taciz olayıyla karşı karşıya kalabilir.
Değerli okurlar, Çiçeklerin Dili başlıklı çalışmam burada bitiyor.
Aslında daha pek çok çiçek var ama genel olarak bir fikir sahibi
olduğunuzu sanıyorum. Olamadıysanız da tatlı canımı hiç üzmem
doğrusu...