♥Capkinlik Dersleri♥
Burclara Göre
Boğa burcunu iyi bir
restoran etkiler. Koç’u parfümler. İşte astrolog Claire Petulengro’ya
göre, insanı burcuna göre aşık etme yolları...
Koç Burcu: Önce güzel kokup kokmadığınıza özen gösterin. Lüks ve
pahalı kokuları severler. Ucuz giyinmeyin.
Boğa Burcu: Hayatları yemek, seks ve para üzerine kurulduğundan iyi
bir restoran, gece kulübünden daha etkili olur.
İkizler Burcu: Onu yeni açılmış bir yere götürün. Çok zor elde edilen
rolü de oynamaya kalkmayın.
Yengeç Burcu: Biraz uzak durun. Onlar sırlarını koruyanlardan
hoşlanırlar. Size güvenmesi zaman alacaktır.
Aslan Burcu: Ne kadar para kazandığınızı, başarınızın göstergesi
olarak algılayacağı için kazancınızı bilmek ister.
Başak: Detaya çok dikkat ettiklerinden giyiminize ve saçınıza özen
gösterin.
Terazi: Gülmeyi pek severler. Komik fıkralar ve hikayeler anlatın. Ama
şarkı söylediklerinde sakın gülmeyin. Müziğe karşı kabiliyetleri
olduğunu sanırlar.
Akrep: Kendiniz olun. Farklı görünmeye çalışanlardan hoşlanmazlar.
Yay: Onlarlayken alışılmış ve denenmiş metotlar kullanmayın. Yenilik
severler.
Oğlak: Onun için ne kadar kazandığınız, hangi ülkeleri gördüğünüz,
kimleri tanıdığınız önemlidir. iltifatı sever.
Kova: Kendilerini beğenmiş gibi görünürler ama aslında değildirler.
Aptal hiç değildir. Romantiktirler.
Balık: Denizle ilgili her şeyi severler. İnsanlar hakkındaki
kararlarında genelde yanılmazlar.
Şehirlerarası otobüs
terminalleri henüz bu günkü septik temizliğine ve ruhsuz floresan
aydınlığına kavuşmadan önce garip bir karmaşanın yaşandığı çok
hareketli ve renkli mekanlardı. Buralarda askere giden delikanlıların,
Ankara'da annesini tedavi ettiren kasabalı adamın ve akraba ziyaretine
gelmiş memleketlilerin ilgisini çekebilecek bir sürü ıvır zıvır eşya
ve tabi ki kitap satan attar benzeri dükkanlar olurdu. İnanılmaz küçük
bu dükkanlarda gazeteden, düşük kalite tıraş takımına kadar her şey
bulunurdu. Üzerinde şafağa kaç gün kaldığını işaret edebileceğiniz
ufak not defterleri ve genç kızların ilgisini çekebilecek üzerinde gül
resmi olan hatıra defterleri de dükkanın ufacık vitrinine yan yana
konurdu.
Bütün bu eşya hengamesi içinde dikkatimi iki kitap çok çekerdi,
üzerinde Bruce Lee'nin resmi olan "Dövüş teknikleri" idi. Diğeri ise
güzel bir kadın resminin süslediği "On derste etkili kadın tavlama
teknikleri" gibi komik bir ismi olan kitaptı. Tam hatırlamıyorum ama
kadınları baştan çıkarmanın kesin etkili yolları (!) bir, bir
sıralanıyordu. Hatta kitabın kapağında bu kitabı okuduktan sonra bütün
kadınların hayranlığını toplayacak harika erkek olmanın içten bile
olmadığı yazılıydı.
İşte tipik bir erkek budalalığı ya da dilerseniz safdilliği deyin.
Erkekler arasında yaygın olan aptalca bir inanca göre belirli bazı
metotları kuralına göre uygularsanız bir kadını elde edebilirsiniz.
Aynı budalaca inanç kadınlar arasında kendini farklı şekilde ifade
eder. Belirli bazı kuralları uygularsanız, bir erkeği elde tutmanın,
onu kendinize bağlamanızın mümkün olduğunu ileri sürerler. Hatta bu
konuda her iki cins için yazılmış bir çok kitap vardır. Millet yemek
kitabı alır gibi bu kitapları alıp okumakta ve mutsuz hayatlarının
belirli kurallarla mutlu olacakları beklentisine girmektedirler.
Heyhat!
Hayat kitapların bittiği yerde başlar. Kadın ve erkek arasındaki o
bağlılık ve tutku, o şiir ve o tat kağıda dökülemeyen bir şeyden gelir
ki onu şimdiye kadar kimse yazamadı. O olmayınca da istediğiniz kadar
metot, sepet vs. uygulayın olmaz.
Konumuzu fazla dağıtmadan çapkınlık olayına dönelim. Akıllı bir
çapkın, çapkınlığın olmadığını yani belirli oyunlar, kurallar,
hileler, varyasyonlarla bir kadının baştan çıkarılamayacağını bilir.
Piyasada satılan ucuz ve uyduruk mutluluk reçeteli kitaplarda
anlatılan oyunları ve hileleri yutan kadın ya çok genç ve saftır ya da
bunları yutar gibi görünecek kadar tecrübeli ve kaşardır.
Bir sürü erkek kedi ile çevrilmiş bir dişi kedinin yaptığı gibi seçen
her zaman dişidir. Akıllı bir çapkın seçilen erkek olmaya çalışır.
Seçme işlemini bunun ötesinde etkilemeyeceğini bilir.
Zaten bu işi zevk ve keyif haline getirmiş bir çapkın için amaç,
kadını baştan çıkarmak değil baştan çıkarma sürecinin getirdiği keyif
ve heyecandır. Bu açıdan gerçek ve nitelikli bir çapkınlık avcılık ya
da amatör balıkçılığa benzer. Hiçbir avcı ya da olta balıkçısı
avladıkları balık ya da kuşun etini yemek için avlanmaz. Avı çekici
kılan sonunda elde edilen et değil, bizzatihi avlanma sürecinin
kendisidir. Beklemek, pusuya yatmak, oltayı çekmek, kovalamak, sessiz
kalmak, nişan almak, rüzgarı hesaplamak vs. bütün bu ayrıntı ve
detaylar bolluğu avı çekici kılar. Bazı durumlarda evdeki gül gibi
karısını neden bırakıp da o çirkin kadınla oldu diye başkasını
ayıplayanlarla aynı fikirde değilim. Ve sanıldığının aksine hareminde
40 tane çok güzel kadını olan Padişah şanslı bir erkek değildir. O
keyifsiz bir can sıkıntısı içindedir. Bir erkek olarak asla bir
haremim olmasını istemem.
Analizimizi genişletirsek şunu görürüz; gerçek bir çapkın için nihai
amaç kadını yatağa atmak, baştan çıkarmak ya da elde etmek değil bu
sürecin getirdiği heyecan ve renktir. Amaç sadece seks olsaydı,
düzenli bir birliktelik ve hatta evlilik bu açıdan çok daha akıllıca
bir çözüm olurdu. Bazı ekstrem durumlarda, bir kadınla sevişmek bir
çapkın için başarısının ispatı olarak görüldüğü için önem taşır. Tabi
ki çapkınların hepsinin libidosu çok yüksektir ama gerçek bir çapkın
gözünü yatağa dikmez çünkü kadınlar bunu hemen sezer ve kendilerini av
ve yalın et olarak gördükleri anda kendilerini çekerler.
Çapkınlığın bir teorisi ve bir de pratiği vardır. Gerçek bir çapkın,
sağlam bir teoriyi deneyimlerle zenginleştirilmiş bir pratik ile
birleştirebilen erkektir. Tecrübe pratik ile gelen bir şeydir ama
teori en az tecrübe kadar önemlidir. Teori, yani genel olarak insan
psikolojisi ve özel olarak kadın psikolojisi inanılmaz geniş bir
alandır ama kısaca konunun sadece çapkınlıkla ilgili kısmına biraz
girelim.
Kadın erkek ilişkilerinin bir biyolojik temeli, bunun hemen üstünde
toplumsal katman yer alır. Toplumsal katman ise bireysel katmanı
taşır. Bu üç katman sürekli olarak birbirlerini etkiler ve
değiştirirler. Sonuçta ortaya modellenemeyen karmaşık bir mekanizma
çıkar. Bu mekanizmayı kimse çözemedi, başaramadı siz hiç uğraşmayın.
Sadece şunlara dikkat edin yeter;
Çapkınlık yaparken kadın psikolojisine ait şu üç anahtar kelimeyi
aklınızdan çıkarmayın, güç, güven ve ritüel. Şimdi bunları sırayla
inceleyelim.
Güç:
Kadınları çok fazla ciddiye almak dışında her yönüyle mükemmel bir
filozof olan Nietszche'nin dediği gibi "Kadına mı gidiyorsun? O halde
kırbacını unutma". Bu aforizma, büyük filozofun diğer bir çok
aforizması gibi yanlış anlaşılmıştır. Burada anlatılmak istenen
kırbaçla kadını döv değildir.
Kadın erkekte gücü ister ve arar. Güçten kasıt döven ya da dayak atan
yok edici ve ezici bir güç değildir. Bir kadının lügatında güç neye
tekabül ediyorsa odur. Güç, kenar mahalle dilberi için adaleli bir
vücut iken, üniversite mezunu entelektüel kadın için keskin bir zeka
ya da geniş bir entelektüel birikimdir. Kimi kadın için güç, doğrudan
para ve iktidardır. Gücü nasıl tanımlarsa tanımlasın, her halükarda
kadın bu gücü erkekte görmek ister.
Kadınlardaki bu güç isteği sanıldığı gibi kadının güçsüzlüğünden ileri
gelmez., milyonlarca yıllık evrimin bir sonucudur. Doğa kadına
içgüdüsel olarak "taliplilerinin arasında en güçlüsünü seç" der. "Sen
hamile iken ve sonrasında seni koruyabilecek güce sahip bir erkeği
bul" ey kadın!. Taş devrinde bu güç kaba kuvvetti ama günümüz
yaşamında gücün tanımı çok farklıdır.
Güven:
Güvenden kasıt, erkeğin yalancı, hilekar ya da güvenilmez biri
olmaması değildir. Güven, kadının erkekte bulduğu gücün devamlılığına
duyduğu güvendir. Kadın bu güveni duymak ister, daha da önemlisi bu
gücün devamlı olacağına dair bir inancı korumak ister. Güvenin açılımı
da oldukça basittir. Kadın üremenin getirdiği zayıflık içinde
olduğunda bile kendisini terk etmeyecek güveni verecek erkeği arar. Bu
tanım açıklamaya gerek bırakmayacak kadar açıktır.
Ritüel:
Kadınların giydikleri elbiselerden tutunda televizyonların üstüne
serdikleri dantellere kadar her şeyde kendini gösteren bir ritüel
eğilimi vardır. Çapkınlık yapmak istiyorsanız biz erkeklere anlaşılmaz
ve hatta saçma gelen ritüel konusunda kendinizi ciddi bir şekilde
eğitmeniz gerekir. Ve hatta bir adım ileri gidip sizde ritüeli
sevmelisiniz. Kadın ritüel ile kendini, çevresini ve ilişkisini
anlamlandırır. İster ilişki olsun ister elbise, kadın yaşadığı ya da
sahip olduğu şeyi süsledikçe, ritüele boğdukça sahip çıkar. Erkek ise
tam tersi, yeryüzünde var olan "şeylerin" işlevselliğine bakar.
Kadın, aile kavramını bu şekilde, ritüeli kullanarak yaratır. Tuhaf
ama bu açıdan kadınlar ve askerler birbirlerine çok benzer. Bütün o
marşlar, bayrak törenleri, yeminler vs. bir anlam ve inanç dünyası
oluşturur. Bu bir anlamda gereklidir. Kadın da benzer bir şekilde
ritüeli kullanır. Dünyayı bu şekilde kendinden kılar.
Dünyaya fonksiyonel bir bakış açısından bakan ve şeyler arasındaki
ilişkiyi ritüele değil de fonksiyona göre temellendiren erkek için
ritüel ve dantelli sehpa örtüleri gereksiz ve saçma ayrıntılar olarak
gözükür. Kadın ve erkeğin birbirlerini anlama konusundaki en büyük
zorluk buradan kaynaklanır.
İşin ahlaki yönüne gelince... Birkaç basit ve yalın kural bir çapkın
için yeterlidir. "Asla evli bir kadınla olma" ya da "asla aynı
işyerinden bir kadınla olma" vb.. Bu tür basit kuralların hem ahlaki
hem de pratik sebepleri vardır. Aklıma gelen bir başka kural da "Asla
tutamayacağın sözler verme". Kadınları kıran ya da üzen, baştan
çıkarılmak değil, acemi çapkınların "amaç her tür amacı meşru kılar"
ucuzluğu ile yaptıkları basit numaralardır. Bunların en başında
fütursuzca verilen sözler ve vaatler gelir. Gerçek bir çapkın her
zaman kendine ve karşısındaki kadına karşı dürüsttür. Ne kadar
arzulasa da sırf bir kadını elde etmek için evlenme vaadinde bulunmaz.
O kişiliğine, etkileyiciliğine ve aklına güvenir.
Pratik olarak belirli bir kural yoktur. Çok iyi giyinmek sanıldığı
gibi erkeğe yakışmaz ama paspallığında alemi yok. İyi kokmak şarttır.
Kaliteli bir parfüm az olmak kaydıyla kullanılmalıdır